http://img.blogcu.com/uploads/yagmur056_zorgunler.jpg

Bugünlerde not düşer oldum kağıtlara… Yazmadan edemez nefes alamaz oldum. Ekmek su gibi bir şey oldu artık. Açlıktan ölmeyiz de ya susuzluktan? Yazmazsam ölürüm diye korkmaktayım inceden… Ufak bir sızı ile başladı en başta artçı depremler şeklinde devam etti. Gün geçtikçe büyüyordu içimde ki yazma hırsı. Artık yazmalıydım.

 

        İşte yazıyorum ya da ben öyle zannediyorum ama çabalıyorum. İçimde ki sese kulak verip ya hiç denemek istemeseydim ? Üzgünüm yazmış bulundum. Kalın kitapların arasından seyretmeye doyamıyorum hayatı. Üzerimde ki ağırlığın farkına varmış bulunmaktayım. Ne de çok kitap besliyormuşum içerimde.  Üstadlar ne de güzel içlerini döküyordu öyle kağıtlara. Bir bakmışsın yerdeler bir bakmışsın gökdeler. Bazen atlıkarıncanın üzerinde savaşıyorlar bazen bir nehirde boğuluyorlar. Bazıları zamanı durduruyor içinde adeta yüzüyorlar. Biraz kafalarını kaldırsalar boğulacaklar ama boğulmuyorlar. Öyle bir düzendeler ki artık farklı boyutlarda yaşamanın sırlarını ellerinde tutuyorlar.

 

 - “Üstadım bu yazıya devam etmelimiyim?”

Üstad cevap verir...

  - “Bizi mi çekiştiriyorsun. Özendiğin şey tam olarak bumu?”

Evet dermişçesine kafamı sallıyorum…

  - “Yaz o halde!”
-  “ Biraz zaman?” diyordum..

 

- “Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil armutları olgunlaştırır.” Diye cevap veriyordu Peyami Safa.

 

       Armut muydum acaba?  Nasıl yaşayacaktım ki ben tüm bunları? Nasıl tecrübe kazanacaktım ki? Uzaklarda aramakla büyük bir yanlışın içinde miydim? Yoksa şu an “yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır” sözüne icabet mi ediyordum farkında olmadan… Sustunuz sevgili Peyami Safa bu satırın sonu gelmiyor bende… uzaktan bağırıyor İbrahim ağabey.

 

   -  “ Bir sandalye çektim zor günlerin altına”

Sanırım bir sandalye çekip biraz düşünme zamanı… Zor zamanların altına ?

# Kategoriler : Kişisel
# Etiketler : zor zamanlar peyami safa
# Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

     Üzerinden her geçişimde hiç umursamadığım kaldırımlara değişik anlamlar yükler oldum şimdilerde. Gri-kırmızı kimi zaman soğuk kimi zaman o sıcak yüzleriyle ezilip durdular sert topukların altında. Suçları kaldırım olmaktı onların, kimi hüzünlü ağlak duruşuyla kimide umursamaz. Bugün evden çık ve şöyle bir gez kaldırımların üstünde. Dinle acı feryatlarını. Aile Çay Bahçesinin orda dur mesela sor bakalım bugün kaç insan ezmiş.

    Sordun mu ? Ne dediler peki..
 Aslında demek istediğim şu ki belediye başkanlarının kaldırımlara karşı duydukları bu sempatiye karşı empati kurabilmek. Niye her gelen var olan kaldırımları bozup yeniden yapmakta. Derdiniz ne kardeşim :-) Rahat bırakın artık şu kaldırımları. Bir sır vereyim mi, her akşam içlerini döküyorlar ve yeter artık bizle uğraşmasınlar diye feryad ediyorlar. Kaldırımların yalancısıyım...

   Dua ile...

 

Talat ALTUN
admin@talataltun.com

# Kategoriler : Kişisel
# Etiketler : kaldırımlar belediyecilik belediye
# Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

       İki perdenin arasından bakmak gibi birşey benimkisi. Hayatımın birinci perdesi oynanmakta şu an ve ne yazıktır ki büyük bir hızla ikincisine doğru yol almaktayım. İki perde arasındaki uzaklık mesafesini görmekteyim hatta bayağı bayağı hissediyorum. Ben nereye gidiyorum ?

         Sıcaktan terlemekte olan vücudum buruş buruş olmuş,şaşkın gözlerle etrafıma bakmaktayım. Nefes alamıyordum.

-"muavin bey inebilirmiyim"
                     dedim ama dediğimle kaldım. Aldığım cevap beni hayli üzmüştü. Bu yola giren geri dönemezmiş, bilmiyordum. Nerden bilebilirdim ki binmiş bulunduk bir kere bu hayat otobüsüne. Kaptan kimi zaman sert kimi zaman yumuşak tavırları ile sadece beni değil yolculuğumda bana eşlik eden tüm insanları etkilemekteydi. Hayatın bir dakika sonra karşımıza çıkaracağı sürprizi hiç birimiz kestiremiyorduk. Hayat : acımasız ve bir o kadar da can aliciydi.

# Kategoriler : Kişisel
# Etiketler : hayat Talat ALTUN ben nereye gidiyorum
# Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz
Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse

Beceriksiz adımlarla yürüyen bir kıza rastlarsanız. Sanki düşecekmiş gibi, sanki ayakları birbirine dolaşacakmış gibi, bir yere takılacakmış gibi. Merdiven kollarını sıkı sıkı tutuyorsa. Aceleyle yürüyorsa mesala. Kalkacak son vapuru son trene yetişecekmiş gibi hızı atıyorsa adımlarını. Yere, toprağı incitecekmiş gibi basıyorsa, yer çatlayacakmış gibi ürkek atıyorsa adımlarını. Şaşkınsa bir masaldan şehre düşmüş gibi.

Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse

Utangaç bir kız yüzüyle karşılaşırsanız, başını yerden kaldırmıyorsa. Gözlerine hüzün düşmüşse. Karanlık değmişse bakışlarına. Gece gökyüzünü seyretmekten ay ışığının izi kalmışsa yüzünde. Gözlerinden yıldızlar dökülüyorsa mesela. Nereye baktığı anlaşılmıyorsa.
Her şey gözlerinde kayboluyorsa. Kirpiklerine yakamozlar takılmışsa. Gözleri denize bakan bir balıkçının gözleri gibiyse.

Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse

Genç gürültülerin arasında sessiz bir kıza rastlarsanız, kalabalığın ortasında bir sükût yürüyorsa. Tam konuşacakken dudakları titriyorsa, saklaması gereken bir sırrı taşıyormuş gibi. Bir ortaçağ bilgesinin susuşu gibiyse sessizliği. Henüz evrenin yaratılmadığı zamanlardan kalma bir sükûtsa mesela. Bir Hint hikâyesinin tanrısal suskunluğunu taşıyorsa.

Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse

Saçlarını taramayı becerememiş bir kızla karşılaşırsanız. Konuşurken saçlarını savurmuyorsa. Sıkı sıkıya tokalarla yapıştırmışsa saçlarını. Uyumsuz kıyafetler varsa üzerinde. Yakıştırmamışsa giydiklerini. Güzelliğinden utanıyorsa mesela. Yaz sıcağında boğazlı bir kazak giymişse. Bir pardösü giyip yün bir başlık takmışsa kafasına. Ya da modası geçmiş bir şapka takıyorsa. Ellerini sürekli başına götürüyorsa, saçlarını tıkıştırıyorsa şapkasından içeri. Ürkekse, bir başınaysa…
Bilin ki o kız, başörtülü bir kızdır.
Bilin ki, bir kez daha kaybetmişizdir


Tarık TUFAN
# Kategoriler : Ordan-ßurdan
# Etiketler : tarık tufan başörtüsü
# Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

 

Rabbim şu ırmağın aynısından ben de var.

Uzak şehirler çeker de beni

Ben beni kandıramam

Canıma dadanan acı okşar beni eliyle aldırmam ve derim ki

Rabbim kör bir çocuk rüyasında ne görür

Bildiği ne var ki

Karanlıktan başka

 

İbrahim Tenekeci

beklemek.jpg

Gökten gelecek bir huzur bekliyor bedenim… Ya ruhum ?

Talat ALTUN

admin@talataltun.com

# Kategoriler : Kişisel
# Etiketler : beklemek ruhum bedenim
# Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

anne.jpg

Üşüdüm ANNE!

Bombalar yağıyor anne… içimi sızlatan yüreğimi parça parça eden sızılar yağıyor gökten. Bir ışık geliyor önce çarpıyor insanın suratına tam orta yerinden.. dünya kararıyor birden. Çok mu yaşadık anne. Bombalar bizim evimizi neden vuruyor? Ağlıyorum enkazın altında bağırıyorum sesimi duyan yok mu diye. Kimse sesimi duymuyor anne. Taşın toprağın içinde nefes nefeseyim hiçbirşey gelmiyor aklıma seni düşünüyorum..

Senli günleri yoksa artık sensiz günleri mi demeliyim? Herşey gözümün önüne geliyor gelmesine geliyor da neyi farkettim biliyormusun anne. Yaşıyormuyum acaba yoksa bunların hepsi bir rüyamı. Anne diye haykırasım geliyor ama… bağıramıyorum anne! Duyuyormusun beni bağıramıyorum. Sesim çıkmıyor anne. Üzerimde ki topraklar bana çoktan kefen oldu da ben mi farkına varamıyorum. Hani kefen beyaz olurdu? Benimki kahverengi anne.. küçük bir ışık var tam gözümün önünde başımı çevirmek istiyorum çeviremiyorum ellerimi hissetmiyorum anne..

Bacaklarım ? yerindeler mi acaba? Işık aralanıyor işte buldular beni.. çıkartıyorlar bu kahverengi örtünün içinden.. bir sedyeye koyuyorlar beni götürüyorlar hiç bilmediğim yerlere. Anne nerdesin? Beni arıyorsun zannediyordum. Unuttun mu beni anne? Artık bacaklarım yok ellerimse ellerim değil artık. Ne demeliyim bilmiyorum ama sen yoksun işte.. ben ben seni beklerken beyaz önlüklü amcalar geliyor yanıma. Belki yaşar diyorlar ben yaşıyorum diyorum beni duymuyorlar. Sana hasret günler çoktan başladı anne. Bana öldüğünü söylüyorlar ama ben inanmak istemiyorum. Öldün mü anne? Gerçekten gittin mi ?

Dört duvar.. ne tarafa baksam SEN. Sensiz günler demiştim o günler çok uzakta değillermiş. Ben seni bırakıp gidicem diye üzülürken.. sen beni bırakıp gittin anne. Allah-u Teala’nın yanındaymışsın.. mutlu oldum Annem orada kesinlikle iyidir dedim kendi kendime.. günlerim Allah’a yalvarmak ile geçiyor artık. Sana gelmek için gün sayıyorum senli günleri özlemle bekliyorum.

Talat ALTUN

admin@talataltun.com

# Kategoriler : Kişisel
# Etiketler : Üşüdüm Anne üşüdüm anne Talat ALTUN
# Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

bogulmak.jpg

Boğuluyorum.. Bünyem daha fazla su kaldırır mı dersin? Su yaşam kaynağı.. Bazende ölüm.. Ölmek Allah’a kavuşmak. Ona kavuşmak huzur.. Huzur Ya Rab! Ya Hak Huzur eyle..

                                                                                                  Talat ALTUN.

# Kategoriler : Kişisel
# Etiketler : boğuluyorum huzur ALLAH Ya Hak Ya Rab Talat ALTUN
# Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

clip_image001.jpg

Bir Baba

   

    Bir baba.. Koskoca bir çınar. Kocaman dalları ile ufak bir fidanı yapraklarının altına alıp türlü kötülüklerden koruyan… O bir baba.. Baba ne demek siz bilir misiniz? “Oğlum” diye haykıran bir adam görüyorum açmış kollarını oğlum nerde diye haykırıyordu… O ufacık gözleri kocaman olmuş ağlamaktan kan kırmızısına dönmüş gözleriyle. Oğlum oğlum nerde diyordu.. Oğlu çoktan bu hayattan gitmiş fakat baba kabullenemiyordu.. Kabullenmesi gerekiyordu çünkü artık oğlu yoktu. Allah ın huzuruna gitmişti gökten el sallıyordu.

    Babam diyordu ama babası duymuyordu. Duysa son bir kez daha baba deyişini duysa dünyalar onun olurdu.. Artık ona baba diyen yoktu.. hatırlıyordu oğlum seni çok seviyorum diyemiyordu yüzüne karşı. Demesi gerekmiyor muydu? İlle de babam diye dilinde tüy bitmiş küçük bir çocuk arkasında bir tek seni seviyorum cümlesi bırakamamış bir baba.. Canın acıyor mu? Acımalı daha çok acımalı. Hayattayken yapmalıydın bunları böyle acı çekmemeliydin..

    Dünya dönüyor.. günler geçiyor ve sen daha da çok acı çekiyorsun. Çekme Allah a dön ve yalvar artık.. Göremiyor musun seni sınav yapıyorlar.. koca bir sınavın tam ortasındasın şu an. Hey “baba” dön ve arkana bak. Ne yaptın bugüne kadar oğlun için hiçbir şey.. O ki Allah senin birinci sınavında ki notunu az da olsa veriyor. Verdi bile. Oğlun nerde ? şimdi şükür ve tevekkül zamanı değil mi ? neden hala şükretmiyorsun.. oğlun gitmiş olabilir ama sen hala hayattasın hala bir şansın var. O zaman secde de ağla.. Allah için ağla. Oğlun artık Allah’ın yanında..

Talat ALTUN.
admin@talataltun.com

# Kategoriler : Kişisel
# Etiketler : bir baba baba Talat ALTUN
# Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz

 

Eğer 'Kişi sevdiğiyle beraberdir...' demeseydi Nebi,

ötelere dair hayaller kuramaz ve her ayrılığın bir vuslata kapı

olduğunu anlayamazdık.

O'na vuslat ümidiyle....... 

# Kategoriler : Ordan-ßurdan
# Etiketler : vuslat nebi
# Yorumlar : 0 Yorum Yorum Yaz


Sohbet
Haber7.Com'dan Son Dakika
Anket

   Hangi Yazarı Daha Çok Seviyorsunuz ?






[ Ankete Katıl] | [ Sonuçlar]

 
FaceBook Like
Takvim
<July 2010>
SMTWTFS
27282930123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
1234567
Arama
  Ara
Tag Cloud
Etiketim Talat ALTUN Muhammed (s.a.s) Kur Aşk tarık tufan kitap tanıtım gözlerin ,title= tufan çiçek çok özledim dilimin ucunda İbrahim Tenekeciden.. İbrahim Tenekeci/ Uçuş Denemeleri ibrahim tenekeci Güzellik Uykusu Sevgi Güzel Aşk Sözleri İlginç Sözler Derin sözler manalı sözler Şiir i.tenekeci İbrahim Tenekeci Ağır Misafir bülent Akyürek İçinizdeki Öküze OHA deyin kadınlar üzerine erdal demirkıran güzel sözler otun değeri sigara zina alkol serdar özkan kayıp gül timaş yayınları sevmek sevilmek küçük iskender fotoğraf küçük iskender,şiir,şiirler,fotoğraf,aşk güzel çocuk Güzel Söz Küçük İskender buna ayrılık denmez Cemal süreyya senin kapın olsun açılan Nazan Bekiroğlu ceyhun yılmaz simit cennet simit parası ile cenneti satın almak ALLAH Hz.Musa Seven Razı Olur bediüzzaman arkadaşlık siz Hangi Harfsiniz Kuranda Kelam-ı Kibar gafil kişi İman ve Can üç nokta ah yusuf ile züleyha ayine-i devran Yusufun duası Yusuf olmak yusuf olmak bir erdemdir Mehlika AsilTürk Sahip olmak zor Aşk Dediğin beklemektir sadakat Elif Şafak Mahremiyet Dost Dostum insanlık sevgili insanlık anna Onlar Gitse De Kokuları Kalır Üzerimizde - senai demirci gözlerime kapatma davası açın ölen kızlar için ninni islami işletim sistemi ubuntu linux Hadis-i Şerif zaman yusuf olabilmek video ölüm ve kabir Sabah Namazına Nasıl Kalkılır ? namaz sabah dua duanın önemi merhamet bir gün gelir gitmek gerekir her yerden tiki ümmet cool naat esra elönü elif vav elif olma vav ol sen herşey değilsin ayrıldıktan sonra geyik komedi kız arkadaşın yokmu diyalogları gençler alkol var mı komik şeytan şeytan müşteri hizmetleri La sonsuzluk hecesi sevgili dost hayal meyal haleti ruhiye yetmez mi hüsrev hatemi Karanlık Öyküler ismet özel neyse ayrılık cümle kelime katlimden sonrası PAŞA ÇAYI ve CAMİ YAPTIRAN BEYNAMAZLAR… NAZIM okudum ama HİKMET’ini göremedim… facebook veda 4 ay kpss filistin çocuk islam savaş acı hikaye nazım hikmet züleyhanın yükü tek ayak iki güvercin bırakma yaşamak cahit sıtkı tarancı desem ki vuslat nebi bir baba baba boğuluyorum huzur Ya Hak Ya Rab Üşüdüm Anne üşüdüm anne beklemek ruhum bedenim karanlık uzak şehirleri başörtüsü hayat ben nereye gidiyorum kaldırımlar belediyecilik belediye zor zamanlar peyami safa
Blog Sayaç