Ömrüm boyunca DNA'lanmdan kaçacaksam, bunun matrak bir yolunu bulmam gerekir herhalde. Öyle de yaptım. Kimseyi öldürmemek için herkesin katil ve/ya da maktul gibiyaşadığı bir dünyada bulunmanın tadını çıkarmayı denedim. Buraya kadar her şey yolunda.Sayılır.Liseden sınıf arkadaşım olan, Allah'ın sevgili kulu İbrahim Kurban, konservatuar binasınınönünde beni bekliyordu. Kumral, uzun boylu, zayıf yapılı, bebek yüzlü ve kaim seslikardeşim." Selamünaleyküm."Bu sıcakta kucaklaştık. Biz hakikaten sıkı arkadaşız."Aleykümselam." İbrahim Kurban'm kaşları her zamanki gibi çatık."Çok beklettim mi?" Asla dakik olamadım ve sırf bu yüzden uzadıkça uzayan dostluklarımvar."Evet, ama bu bir rekor değil." İbrahim kadar az konuşan ve hazırcevap biri zor bulunur.
Lonca Caddesindeki Kumpas'a [Kum Pastanesi'nin, aramızdaki kısa adı] kadar yürürken tek kelime etmedik. Yalpalayarak yol alan felçli garson, önümüzden geçerken tep- sisindeki bardakları şangırdatıyordu. Arkasından bakınca, limonata dolu bardakların birinden diğerineatlayıp duran Japon balıklarını gördüm! Döndüğünde, tepsi gibi düz suratına buzlu bir tebessümü yayıp boş gözleriyle bize baktı. Bir sade, bir sütlü kahve istedik. Bu arada, pastanenin duvar kâğıtlarında mor kertenkeleler geziniyordu... Pekala... Bende atipik şizofrenivar ve sürekli halüsinasyonlar görüyorum. Fakat hepsi bu. Yani garson felçli olmayabilir,duvarlarda kertenkeleler cirit atmıyor olsa gerek ve limonata bardaklarında yüzen Japon balıkları da muhtemelen var değiller. Yine de bunların bir önemi yok. Halüsinasyonlarla gerçekleri [sanırım çoğunlukla] ayırdedebiliyorum ve ortalığı velveleye vermiyorum.
Devamı...