Seninle bir ilkokul öğrencisiyle konuşur gibi konuşmaktan başka çare yok. Sebebi, yaşının içini dolduramayacak kadar büyüyememiş olman değil, zekânın yetersizliği ya da kavrayışındaki eksiklik de değil. Sen de pek çokları gibi, yeterince tariflere uygunsun! Hangi partiye oy vermen gerektiğini, altından kalkabileceğin kredi miktarını, trafiğin tıkandığı saatlerde deneyebileceğin alternatif yolları, giysindeki renklerin birbirine uyup uymadığını, zor zamanda söyleyebileceğin kurtarıcı yalanları iyi biliyorsun. Sadece bunlar mı? Çeşnilerin de var: Sevdiğin yazarlar, önemsediğin yönetmenler, alıntı niyetiyle kullanabileceğin özlü sözler mesela…
İnançların da pek sağlam! Yaratılmış olduğunu ve ölümden kaçamayacağını biliyorsun. Sadece bu dünyada değil, öteki dünyada da zararlı çıkmamak için iyilikler yapıyor, yaptığın iyiliklerin görülmesi için, içten içe dualar ediyorsun. “Bir kere bile, eğer her yerde hazır ve nazır olan göz görmese, yine iyilik yapar mıydım?” diye sormuyorsun kendine. İçinde verdiklerinin hesabını tutan gizli bir defter var. Boş kaldığın kimi zamanlarda o defterin sayfalarını çevirip, toplama çıkarma yapmaktan alamıyorsun kendini. Oysa yaptığın kötülüklerin çoğunu hatırlamıyorsun, onları eksi hanesine yazıp, toplamayı birde o şekilde yapmayı denemek aklından hiç geçmiyor. Kendinle geçinmenin yolunu pek iyi biliyorsun…
Devamı...