Ben bir sır kâtibiyim. Kâtib-ül-esrar.
Sırlar yazarım. Ne geçerse bir padişah yüreğinden onu yazarım.
Görevim, yerine hissettiğim bir padişah da olsa, başkalarının kalbiyle
hissetmek olur böylece. Başkalarının yerine sevmek. Kimi bir padişahın
esrarını yaşarım bu yüzden, kimi bir padişahın yerine ölürüm.
Sırrım ben. Başkasının yerine ölümüm gün gibi ortadadır da, kendi adıma
varlığım ancak karanlık gecenin içindeki siyah nokta kadardır.
Görülmeyen varlık, sesi varsa var. Kalbin nesi var? Kalbin sesi var.
Benim olmayan sesi kuşanır o sesi sahiplenirim. Bu yüzden hiç yaşamaz
ama hep dinlerim. ?Ey kalpleri evirip çeviren Allah?ım?, ben de senin
yarattığın bir kalp değil miyim? Demedim, demedim. Hayır, hiç şikâyet
etmedim, hiç böyle demedim.
Teşrifatta adım aşikâr olarak geçse de, bilinmeyen bir yanı vardır
sesini sahiplendiğim kalbin sahibiyle aramızdaki rabıtanın. Onlar benim
isteyip de yaşayamadığım hayatları yaşarlar hep, bense onların yerine
yanarım. Çünkü ben birsır kâtibiyim. Kâtib-ül esrarım.
?