“Şimdi bulabildiğim tüm soru
cümlelerini üst üste yığıp, bulabildiğim en merhametli cevabın
dizlerine yaslamak istiyorum başımı. Bulabildiğim en müşfik cümlenin
önünde bir an olsun düşünmeksizin iyiden iyiye bitik, yorgun vücudumu
yere bırakmak istiyorum. Uzanmak ve hangi günahtan kalma olduğunu
kestiremediğim acıların yorgunluğunu bir parça olsun üzerimden atmak
istiyorum. Uyumalıyım.”
“Hayatımın parçalarını nasıl bir araya getirebileceğim konusunda en
küçük bir fikrim bile yok. Nerden başlamalı ki? Başı ve sonu iç içe
geçmiş bir hikayede ortaya çıkacağı anı karıştırmış bir kahraman
gibiyim. Nerede ortaya çıksam yanlış karedeyim.”
“Kalbimden neler geçtiğini, kafamda biriktirdiklerimi, tasarladığım her
şeyi bildiğini düşünüyorum. En azından tüm bunları hissettiğini. Belki
de böyle bir beklenti benimkisi. Çünkü bunları sana asla söylemeyeceğim.
Asla söyleyemeyeceğim. Oysa o kadar dilimin ucundalar ki. Rüzgar esse
düşecekmiş gibi, gözlerime baksan, giderken başını bir kez geriye
çevirsen, ağzımdan dökülüverecek kadar dilimin ucunda. Uzunca
susuşlarım, ağzımı bile açmadan öylece kalakalıp, bakışlarımı kaçırışım
hep bundan. Burada hava her geçen gün biraz daha soğuyor. Zaman diyorum,
biraz daha zaman. Dilimin ucundaki kelimeler bu kış da donmazsa bir
dahaki yıl uçmayı öğrenecekler. Biraz zaman diyorum. Kalbimin bir yanı
sıcak kalabilirse bu kış, bir delilik daha yapacağım. Ne bir portakal
bahçesinde dolaştım ne de bir posta treninde yolculuk ettim. Çiçekler
bir açmaya görsün, bir çılgınlık yapıp hatır için öleceğim… Aslında seni
çok özledim…”
Devamı...