Kapıyı araladım, ıçerden tuhaf sesler geliyordu. Kafamı usulca aradan
soktugum da karşımda ki manzara urkutucuydu. Bir cinayetin beşinci
saniyesinde sahneye ben çıkmıştım. Gozlerim donup kalmış istesem de
kafamı çeviremiyordum. Dostum, o çok sevdiği kızı en çok sevdiği
yerinden bıçaklamıştı. Kalbinden. Kalbin benim olacak derken inanın
aklıma bu denli bir sahne gelmemişti. O çok sevmiş fakat gururu onu esir
almıştı. Aşağılamaları,umursamazlıkları onu çok incitmiş olmalıydı.
Sonunda kafamı soktuğum delikten çıkarmış arkama bile bakmadan kaçmaya
başlamıştım. Aklımı kaçırıyordum sanki. Bomboş sokakta karanlığa dalmış
koşuyordum son sürat. Bir kalp boyle elde edilmemeliydi. Kalp ele
alınmaz, okşanır. Aslında ben ruhumuzdan ayrı kalbin bır ruhu olduğu
duşuncesindeyim. Zira kalbin kalbi okşaması çok farklı. Ruhun bedene
dokunmak isterken, kalbin sadece o kalbin atışlarını duymak ister.
Arkadaşım farklı bir kalp okşama tekniği geliştirmiş olmalı ki elinde
duran kalpten kan damlıyordu. Koşmaya devam ediyorum.. Kansız aşkların
tuhaf oyunların hayat yokuşlarınin olmadığı sakin sessiz bir yer bulana
kadar. O kalp şimdi ne işe yarar ?
// Talat Altun