(...) Kollarından tutup vitrine çıkardılar.
“Böyle put gibi durmasın
,” dedi tezgâhtar.
“Güzel bir poz verelim ona.”
Gene düşündüler.
“Kollarını açalım,”
dedi patron.
“Vitrini doldursun.”
“Yorulur, kollarını oynatıp durur.”
Naylon iplerle tavana asmaya karar verdiler sonunda kolları. Bir kolu ileri uzattılar, bağladılar ve ipi vitrinin üstündeki bir çiviye tutturdular. Öteki kolu da, duvarda boşalttıkları bir rafa yerleştirdiler. Onların çalışmasını seyretmeye başladı birkaç kişi. Sonra, vitrinin önünde birikenlerin sayısı çoğaldı. “Cansız bu, kukla,” diyenler çıktı. Tezgâhtar, kapının önünde bağırıyordu: “Canlı manken mağazasına buyurun!